Günlük konuşmalarımızda kelimeler havada uçuşup duran ve ne olduğu kestirilemeyen tanelere benzer. Bizler iletişimimizi bu “ne olduğu belli olmama” durumuna sırtımızı yaslayarak gerçekleştiririz. Eğer bu havada uçuşup duran taneciği yakalayıp inceleyecek olursak bizi ne bekliyor? Ya onu anlama noktasında derin dehlizlere dalacağız, çoğu zaman kesin bir sonuca varamayacağız ya da onu tekrar salıp uçmasına izin […]
İMGE SAÇINI TARAMAZ; ŞAİRLER ÇÖMLEK YAPMAZ
Flaubert’ten her fikrin yalnız bir ifade şekli olabileceğini öğreniyoruz. Fikir için “bile” bu böyle ise şiir bu sözün neresine? Şair bir şiiri başka türlü de yazabilir mi? Öz-biçim ayrımı diye bir şey var mı? İmge ne kadar bükülebilir? Şairin zihninde imge belirirken sonra şair onu kaybetmemek için bir kayıt çabasına girişir. Çünkü aklı kendini tekrarlayamaz. […]
Önceki sayfa Sonraki sayfa